Boyut

Genis hayal gücü ve Sezgiler Siirler ve Hersey

HAYAT DERSI

15/6/2008

 

Her şeyden sürekli şikâyet eden ve her gün hayatın ne kadar anlamsız olduğundan yakınan bir çocuk vardı.

Hayat, ona göre çok kötüydü ve sürekli savaşmaktan, mücadele etmekten yorulmuştu. Bir problemi çözer çözmez, bir yenisi çıkıyordu karşısına.
Çocuğunun bu yakınmaları karşısında, mesleği asçılık olan babası ona bir hayat dersi vermeye karar verdi.
Bir gün onu mutfağa götürdü. Üç ayrı tencereyi suyla doldurdu ve ateşin üzerine koydu. Tencerelerdeki sular kaynamaya başlayınca, birine bir patates, diğerine bir yumurta, sonuncusuna da kahve çekirdeklerini koydu. Daha sonra çocuğuna tek kelime etmeden, beklemeye başladı.
Çocuğu hiçbir anlam veremediği bu faaliyeti seyrediyor ve sonunda karsılaşacağı şeyi görmeyi bekliyordu. Ama o kadar sabırsızdı ki, sızlanmaya ve daha ne kadar bekleyeceklerini sormaya başladı.

Babası onun bu ısrarlı sorularına cevap vermedi. Yirmi dakika sonra adam,  tencerelerin altındaki ateşi kapattı. Birinci tencereden patatesi çıkardı ve bir tabağa koydu. İkincisinden yumurtayı çıkardı. Daha sonra son tenceredeki kahveyi bir fincana boşalttı.

Çocuğuna dönerek sordu: - "Ne görüyorsun ?”

-"Patates, yumurta ve kahve" diye alaylı bir cevap verdi çocuk…
-"Daha yakından bak bir defa" dedi baba, "patatese dokun." Çocuk denileni yaptı ve patatesin yumuşamış olduğunu söyledi.

"Aynı şekilde, yumurtayı da incele".dedi babası.

Çocuk, kabuğunu soyduğu yumurtanın katılaştığını gördü.

En sonunda,  kahveden bir yudum almasını söyledi çocuğuna…
Söylenileni yapan çocuğunun yüzüne, kahvenin nefis tadıyla bir gülümseme yayıldı. Ama yine de bütün bunlardan bir şey anlamamıştı:

"Bütün bunlar ne anlama geliyor baba? "diye sordu hayretle.

Babası, patatesin de, yumurtanın da, kahve çekirdeklerinin de ayni sıkıntıyı yasadıklarını, yani kaynar suyun içinde kaldıklarını anlattı. Ama her biri, bu sıkıntı karşısında farklı tepkiler vermişlerdi.

Patates daha önce sert, güçlü ve tavizsiz görünürken, kaynar suyun içine girince yumuşamış ve güçten düşmüştü.

Yumurta ise çok kırılgandı; dışındaki ince kabuğun içindeki sıvıyı koruyordu. Ama kaynar suda kalınca, yumurta sertleşmiş ve katılaşmıştı.

Ancak kahve çekirdekleri bambaşkaydı. Kaynar suyun içinde kalınca, kendileri değiştiği gibi suyu da değiştirmişlerdi ve ortaya tamamen yeni bir şey çıkmıştı.

"Sen hangisisin" diye sordu çocuğuna.” "Bir sıkıntı kapını çaldığında nasıl tepki vereceksin?"

"Patates gibi yumuşayıp ezilecek misin? " "Yumurta gibi, kalbini mi katılaştıracaksın? "

 "Yoksa Kahve çekirdekleri gibi, başına gelen her olayın duygularını olgunlaştırmasına ve hayatına ayrı bir tat katmasına izin mi vereceksin...

 Sıkıntılar da sevinçler gibi olgunlaştırır insanı…

 

Fakat kolay değildir sıkıntılarla mücadele edebilmek, büyük sabır ister. Hele bir de güzelliklerin itici, kötülüklerin çekici geldiği bu günde. Ne büyük görevler düşer çocuğa... Ama bükemez belini, bazılarının görünce kaçtığı bu yük. Ulu bir çınarın gücü vardır, onun çelimsiz bedeninde...

 

Kolay değildir çocuk olmak... O, etkilemelidir güzelliğiyle çevresini. Hoş kokular yaymalıdır, is ve kir tutmuş havaya inat. Temizlemelidir tebessümüyle küf bağlamış gönülleri, paslanmış yürekleri... Eritmelidir onun sevgi iklimi, taş kesilmiş kalpleri... Su gibi zarif ve su gibi inat olmalıdır, mermere taşa karşı...

Çünkü omur dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır. Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana…

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır